Tanrı Kürd’ü Korusun!

 

Evren Barış Yavuz

Barış Yıldırım

30 yıldan uzun süredir Bingöl’den Amed’e göçmüş bir ailenin çocuğu olan şoför, Diyarbakır’da insanların 50 lira için adam öldürdüğünü anlatıyor. “Belki öldürmezler de,” diyor, “bıçak çekerler, bir iki yerine saplarlar.” Söze haksızlık yapmamak buralarda köklü bir gelenektir, söz sanatları bile bundan kurtulamaz.

Geçen gün, birkaç bozuk para için arabasının camını patlatmışlar. “İki lira derdine deva mı olacak, olsa…” diyor. Demek millet çok yoksul, diyorum. “Zengini çok zengin,” diyor hemen. Bu iki ifadenin bir araya gelmediği bir zamanı hatırlamıyorum. Yoksulu çok yoksulsa, zengini mutlak çok zengindir bir diyarın.

Barış görüşmelerinden insanlar genellikle umutluymuş. “Bitecek” gözüyle bakıyorlarmış. “Bitsin ya, bir huzur gelsin,” diyor.

Bu yoksulluk varken dağlara belki gelir,” diyorum, içten gülüyor. “Doğru,” diyor, “köylüye gelir belki.” Ölümsüz Kürt hümoruyla ekliyor: Dağlardan köylere doğru şöyle bir eser, ama şehirlere zor.”

Çalışanına üç haftada bir cumartesi izin veren işyerinde çalışmanın iyi koşullarda çalışmak olduğu bir yerden bahsediyorum. Mardin ve Bingöl başta olmak üzere çevre illerden, daha çok da köylerden akın akın Amed’e gelen kitleleri kapitalizmin şafağına yakın bir vahşetle çalıştıran, muhtemelen de kendilerine “Yurtsever” falan diyen gözü dönmüş burjuvaların emekçileri terlerinin son damlasına dek sömürdükleri bir yerden.

Glasnost bir Gorbaçov icadı değildir. Sovyetler iktidara gelir gelmez, yaptıkları ilk işlerden biri Çarlık Rusya’sının imzaladığı gizli sözleşmeleri açığa vurmak, Brest-Litovsk görüşmelerini de tam bir açıklıkla yürütmek oldu. Halka yaslanan hiçbir hareket halkından hiçbir şeyi gizleyemez. Halktan gizli çevrilen her dolap, halkın aleyhine çevriliyor demektir.

Ama her nedense gizli olup da basına “sızdırılan” müzakere tutanaklarından anladığımız kadarıyla, emekçi Kürt halkıyla, Kürdistan halklarıyla kimse ilgilenmiyor. Kapalı kapılar ardında bazı “Yurtsever”lerin “Ermenilerle, Alevilerle ne işimiz var, bizim sadece Kürtlerle ilgilenmemiz gerek” çukuruna dek inen milliyetçilikleri, kendi deyişiyle “AKP’yi 10 yıldır ayakta tutan” Öcalanın Sırrı Sakık’ın ırkçı sözlerine verdiği destekle perçinleniyor.

Anadolu İslamlaştıktan sonra, bin yıllık bir Hıristiyanlık öfkesi var. Rum, Ermeni, Yahudi, Anadolu’da hak iddia eder. Laiklik, milliyetçilik kisvesinde elde ettiklerini kaybetmek istemiyorlar. Aslında Sırrı Sakık’ın Kafkaslardan geldiler sözü doğruldu ama açıklayamadı.”

Komplo teorileriyle kardeş halkları hedef göstermek, bir halkın onurunu, dolayısıyla halkların kardeşliğinin onurunu on yıllardır ayakta tutan bir hareket için ne trajik bir ironi.

Diyarbakır’a yeni ve çok büyük bir hapishane yapıyorlar. Devlet Kürt halkına yönelik niyetlerini pek gizlemiyor! Hapishaneyi inşa eden ortaklıkta Kürt ve Türk burjuvalar var. İşçileri vahşice çalıştırmakla kalmıyorlar, üstüne de yemeklerini çalıyorlar. Diyarbakır’da ve Kürdistan’ın dört bir yanında kol gezen azgın sömürünün tekil bir örneği. Yüzbinlerce yoksul ve emekçi bu parantezin kanlı kollarının arasında sıkışmış halde.

Ama görünen o ki onlar gündemde değil. Kimse onlarla ilgilenmiyor. Öcalan oligarşi içinde hangi kesime destek attığıyla övünüyor, diğerleri de ondan imza koparmaya çalışıyorlar. Görünen o ki, Kürt emekçileri “barış”tan sonra da vahşi kapitalistleri terleri ve kanlarıyla zengin etmeye devam edecekler.

Tanrı Kürd’ü korusun, çünkü başka sahibi yok.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s