Yanlış alıntıların izinde

Ulaştığımız kaynaklar, Mahir Çayan'ın "Halka açıklayamayacağın hiçbir eylemi yapmayacaksın" diye bir sözü olmadığını gösteriyor. Söz Mahir'e ne kadar yakışırsa yakışsın, ne kadar doğru olursa olsun.
Ulaştığımız kaynaklar, Mahir Çayan’ın “Halka açıklayamayacağın hiçbir eylemi yapmayacaksın” diye bir sözü olmadığını gösteriyor. Söz Mahir’e ne kadar yakışırsa yakışsın, ne kadar doğru olursa olsun.

Ankara Katliamı’nı halk içi bir gücün yapmış olabileceği gibi korkunç bir olasılık ortaya çıktığından beri, Mahir Çayan’ın adıyla şu söz paylaşılıyor: “Halka açıklayamayacağın hiçbir eylemi yapmayacaksın.”

Bütün Yazılar‘da, Feyizoğlu’nun Mahir: Onların Türküsü kitabında ve Mahirlerle ilgili elimde bulunan kaynaklarda böyle bir söze rastlamadım. THKP-C İddianamesi‘ni tarayamadım ama sanırım ulaştığımız kaynakların ışığında Mahir’in böyle bir sözü olmadığını rahatça söyleyebiliriz. [Dava Dosyası’na ulaştım ve taradım, orada da bu söz bulunmuyor.]

Gezi döneminde esnaflar ve Paris Komünü hakkında Marx’a atfedilen bir sözü Sanki Devrim‘de tartışırken (s. 220-221) bu türden durumlara “sözde alıntı” demiştim.

Sosyal ağların yaygınlaşmasıyla birlikte bazıları kasıtlı bazıları kasıtsız birçok sözde, yanlış, hatalı alıntı dolaşıma giriyor. Hepimiz zaman zaman bunlarla “trolleniyor”uz. Aşağıda bir başka yaygın alıntının peşine düşeceğim.

Che “Dayanışma ezilenlerin inceliğidir” dedi mi?

cheÖncelikle bu sözün İspanyolca kaynaklarda da sık sık Che Guevara’ya atfedildiğini belirtelim. Ama söz bir parça hatalı çevrilmiş. “La solidaridad es la ternura de los pueblos” aslında “Dayanışma halkların inceliğidir” demek. Tabii içeriği çarpıtan bir hata yok ortada, sadece ilk çevirmen kimse, fazla yoruma kaçmış.

Söz İspanyolca kaynaklarda Che kadar Gioconda Belli adlı Nikaragualı kadın şaire de atfediliyor. 1970’lerde illegal mücadele veren FSLN gerillaları için silah taşımaktan diplomatik temaslara türlü çalışmalar yapan Belli bu dönemde şiirlerini de yazıyordu. Tarihine ulaşamadığım bir şiiri şöyle diyordu (çeviri ve vurgular benim, şiirde geçen kızıl-kara FSLN’nin bayrağının rengi, şiirin orijinali şurada).

Halkların İnceliği

Sana diyordum ki dayanışma,
ezilenlerin inceliğidir.
Zaferden sonra diyordum,
o zor kavga zamanlarını ve gözyaşlarını
geçtikten sonra;
şimdi orada başımıza gelenleri hatırlıyorum
her şey rüyadan, rüyadan ibaretti, uyanıkken ve uykuda,
yorulmadan uykunun harcını karamazdık asla
tüm bunlar bitene kadar, kızıl-kara bayrakları görene kadar
-aslında- evlerin, kulübelerin, konduların üzerinden ve yoldaki ağaçların
üstünden dalgalanan bayrakları görene kadar, ve yaşadıklarımızı düşünene kadar
her şey öfkeden ve ateşten bir yapboz gibiydi
ve kandan ve umuttan…

FSLN’nin önderlerinden Tomas Borge’nin de bu sözü zaman zaman kullandığı söyleniyor. (Nikaragua devrimi konusunda şu yazı ısrarla tavsiye edilir: Zulüm düzeni böyle yıkıldı.)

Elbette Che’nin bu sözü daha önce söylemiş olması mümkün. Hatta Latin Amerika’daki her gerilla hareketi gibi FSLN’nin de Che’yi bir idol olarak benimsediği düşünülecek olursa, tarihsel olarak bu daha mümkün. Ne var ki Che’nin tarayabildiğim metinlerinde böyle bir söze erişemedim. Bu yüzden bu sözün Belli’ye ait olduğunu kabul etmek daha yerinde olur.

“Dünyanın neresinde olursa olsun patlayan haksız tokat…”

Yeri gelmişken, yine Che’ye atfettiğimiz “Devrimcilik dünyanın neresinde olursa olsun indirilmiş bir haksız tokadı suratında hissedebilmektir” veya “Dünyanın neresinde olursa oşsun, haksız yere birisinin suratına atılan tokadı kendi suratında hissetmeyen kişinin insanlığından şüphe ederim” diye paylaşılan söz ise Che ve Castro’nun çok sevdiği Kübalı şair Jose Marti’ye ait.

Fakat Che de bu sözü İnter-Amerikan Ekonomik ve Toplumsal Konsey’in 8 Ağustos 1961 tarihli Uruguay toplantısında aktarır. Sözün aslı şöyle: “İnsan olan kişi, bir başkasının suratına inen tokadı kendi suratında hissedebilmelidir.” Che sözü aktardıktan sonra ekler: “Nerede bir emperyalist bir bölgeyi egemenliği altına alırsa, bu, orada yaşayanların suratına inen bir tokattır.”

Adorno “Bilim itaatsiz olana ihtiyaç duyar” dedi mi?

Geçen yıl 10’uncusu gerçekleşen Karaburun Bilim Kongresi’nin motto olarak benimsemesinden sonra bu söz, bir Che bir Mahir sözü kadar olmasa da, alıntılar kataloğumuza yerleşti.

Ama bu çeviri de bir hata barındırıyor. „Die Wissenschaft braucht den, der ihr nicht gehorcht hat“, aslında “Bilim kendisine itaat etmeyene ihtiyaç duyar” demek. Yani bilimden beklediği bir başkasına (mesela siyasi iktidara) değil bizatihi bilime itaat etmemesidir Adorno’nun. Bir kez daha “ufak çeviri hatası” bizim işimize gelen bir sonuç doğurmuş. Biz yine de doğrusunu bilelim de.

@prometeatro

Reklamlar

Syriza’nın zaferine ilk notlar

Bunlar Syriza’ya dair ilk notlarım, burada dursun. Ama solumuzun Laclau’cu çamura bulanmışlığı daha çok analiz götürür. Continue reading “Syriza’nın zaferine ilk notlar”

Uğur Mumcu ve ben

Uğur Mumcu’yu pek sevmem, sevemem. O da hayatının son döneminde devrimcileri pek sevmedi. Ama demokrat bir gazeteci olarak zulümler, işkenceler yaşadı, katledildi. Katili faşist devlete, cenazesinde atılan sloganların söylediği gibi “MIT, CIA, Kontrgerilla”ya karşı onun sevenleriyle birlikte olmak “görevdir bu yangın yerinde.”  Continue reading “Uğur Mumcu ve ben”

“Özgür Basın” 19 Aralık 2000’de ne bok yiyordu?

 

Zaman’ı, Hürriyet’i, Milliyet’i, Hasan Cemal’i falan… “Yağmurlar yağdı, yarıklar kapandı” mı sanıyorsunuz?
Öyle bir kana bulaştınız ki, ne yapsanız temizlenemeyeceksiniz..

Continue reading ““Özgür Basın” 19 Aralık 2000’de ne bok yiyordu?”

SMaktivizm: Sosyal ağlarda hegemonya kurma mücadelesi

Sanki Devrim, Bir Devrim Gezi’sinden Notlar, s. 185-192’ten alınan ve sosyal medyada verilen hegemonya kurma mücadelesi için SMaktivizm kavramını öneren bubölüm, Karaburun Ekonomi Politik Okulu’ndaki dersin (Halk İçin Yazmak: Sosyal Ağların Ekonomi Politiği ve Sosyal Medya Aktivizmi/Necati Duran & Barış Yıldırım) materyali olarak Yazılama’da yayımlanıyor.  Continue reading “SMaktivizm: Sosyal ağlarda hegemonya kurma mücadelesi”

Dünyada ve Gezi’de sosyal ağların direnişçi işlevleri

Sanki Devrim, Bir Devrim Gezi’sinden Notlar, s. 180-185’ten alınan ve direnişlerde sosyal medyanın oynayabileceği rolleri tartışan bu bölüm, Karaburun Ekonomi Politik Okulu’ndaki dersin (Halk İçin Yazmak: Sosyal Ağların Ekonomi Politiği ve Sosyal Medya Aktivizmi/Necati Duran & Barış Yıldırım) materyali olarak Yazılama’da yayımlanıyor.    Continue reading “Dünyada ve Gezi’de sosyal ağların direnişçi işlevleri”

Devrimci ahlak, seks işçiliği ve başka kavramsal istismarlar

Devrimci ahlak kavramının kasıtlı yanlış anlaşılması ve liberal “seks işçiliği” kavramının sol saflara sessiz sedasız sızmasından bahsetmiştik. Kaos GL’de Seda Aktepe’nin Evrensel‘de Fulya Alikoç’un bahsi geçen yazı üzerine, bahsini geçirmeden ve de bahsedilenler hiç bahsedilmemiş gibi yazdıkları iki yazı çatapatlar kadar etkisiz ve gürültülü bu kavramsal istismarlara iyi iki örnek.  Continue reading “Devrimci ahlak, seks işçiliği ve başka kavramsal istismarlar”