Hangi toprak alsın sizi?

Hasan Ferit Gedik (Tarık Tolunay)
“Çılgın, ama gerçek dost sevdiklerine” (çizim: Tarık Tolunay)

“Kardeşim kardeşim benim, bırak paylaşayım bu ölümü seninle”[1. Bu dize ve italik dizilen bütün cümleler Sofokles’in Antigone oyunundan alınmıştır. Milattan 440 yıl önce yazılan Antigone tragedyası, kral Kreon tarafından gömülmesine izin verilmeyen kardeşini gömerek ölümü göze alan bir kızkardeşi anlatır. Bülent Yıldız, “İstanbul’un orta yerinde devlet Antigone’yi sahneliyor. Kreonlar var, ölüler var falan. Ama Antigoneler de var!diye yazdı dün.]

Ondokuzunda bir ölü yatıyor tabutta.

İki gündür bir tabut bekliyor sokakta.

Üç gündür bir ölüyü bekliyor toprak.

Afyon yönetenlerin dinidir.

Faşizm halkı döverek, söverek, vurarak yere seremeyince; dinle, kinle, kanla uyutamayınca “anestezistler”i devreye sokar. Resmi plakalı araçlarda taşınan uyuşturucular, sırtı polislerce pışpışlanan torbacılar marifetiyle yoksul mahallelerin çamurlu sokaklarına gönderilir.

O, devrim istiyordu, evet. Bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm istiyordu, bu da doğru. O bunları her istediğinde, devletin tüm kuvvetleri aralarındaki ayrılığı gayrılığı bırakır ona düşmanlıkta birleşirdi, amenna.

Ama Hasan Ferit Gedik, 29 Eylül günü sokağa çıktığında yasamanın, yürütmenin ve yargının demiri kesen emirlerinden hepsiyle uyum içinde olan tek bir talebe sahipti: Uyuşturucu çeteleri mahallemizden defol!

Anlı şanlı yasalarla uyuşturucu ticaretini yasaklayan devletin bu “jest”e cevabı Hasan Ferit’i vuran mafyacıları korumak, kollamak ve gözetmek oldu.

Din kitlelerin afyonudur, ama yönetenler uyuşturucularını sek alır. Azını döktükleri kanı, aldıkları canı, yedikleri haramı biraz olsun unutmak için damarlarına gönderir, çoğunu büyük bir gönül zenginliğiyle ezilenlere verirler. Ki ezilenler, isyan yerine nisyana gark olsunlar.

Öte yanda sonrasızlık bekler onu.

Bu yanda birkaç bin insan: Çılgın, ama gerçek dost sevdiklerine.

Efendiler buyurdu: “Törenle gömülmesi, ona yas tutulması yasak! Alın ve toprağa bırakıp kaçarcasına uzaklaşın mezarlıktan. Vurulduğu yere götüremezsiniz, burada bir avuç toprak bulduğunuza şükredin. Utanmıyor musunuz herkesten başka davrandığınız için?

Kardeşimize olan son görevi yerine getirdiğimiz için mi?

Delisiniz siz…

Hayır değilsiniz. Yalnız insanlar delirir bu dünyada.

Elli yaşını çoktan geçmiş bir baba düşünün. Çoğu ağarmış saçlarında bir hapishane hücresinin hiç sönmeyen ışığı pırıldıyor. Vakit gece.

Oysa birkaç saat önce, kolunda kelepçeyle de olsa dışarıdaydı. 4 saat izin vermiştiniz ona: oğlunu gömmesi için.

Oğlunu gömemedi.

“Yüzyılın bütün teknik hünerlerini taşıdıkları halde Ortaçağ âletlerine benzeyen” 14 araç ve 5.000 polisle, elleri kelepçeli bir babanın karşısına dikildiniz. Destan yazdınız bayım destan yazdınız. Ölümüz tabutta kaldı, tabutumuz sokakta.

Merak ediyoruz, hangi toprak alır sizi?

@prometeatro | @yazilama

2014-08-Tarik_Tolunay-HFG-Afis


Dip/notlar

Bu yazı yazıldığında Hasan Ferit’in cenazesi hâlâ gömülememişti. Yoldaşları direndi ve kendi geleneklerine göre toprağa verdi onu. Ama ölümüz bir anlamda hâlâ sokakta, çünkü hesabı sorulmadı daha…

Yazıyı 14 Ağustos 2014 mahkemesi için yeniden yayıma hazırlarken afişi ve portreyi (bir başka renkteki versiyonu şurada) hazırlayan Tarık Tolunay‘a teşekkürler.

Reklamlar